Toplantıların ilk bölümü büyük
görüş ayrılıkları ile geçti. Buna rağmen bazı konularda uzlaşıldı, bunlardan en
önemlileri antlaşmaya geçtikleri şekliyle ve antlaşma madde numaraları ile
aşağıdadır:
MADDE 2
Karadeniz'den Ege Denizi'ne kadar
Türkiye'nin sınırları aşağıdaki gibi saptanmıştır:
1. Bulgaristan ile Rezvasya'nın denize
döküldüğü yerden Türkiye, Bulgaristan ve Yunanistan sınırlarının birleştikleri
noktada, Meriç'e kadar Bulgaristan'ın Güney sınırı, şimdiki durumuyla saptanmış
olduğu gibi.
2. Yunanistan ile buradan, Arda ve
Meriç'in birleştikleri yere kadar Meriç'in akım yolu, buradan Arda kaynağına
doğru (vers l'amont de l'Arda) bu nehir üzerinde ve Çörekköy'ün hemen yakınında
olmak üzere arazi üzerinde saptanacak bir noktaya kadar Arda'nın akım yolu,
buradan güneydoğu doğrultusunda, Bosnaköy'ün, nehrin denize döküldüğü yönde 1
kilometre uzaklığında bulunan bir noktaya kadar, Bosnaköy'ü Türkiye'de bırakan,
belli olacak ölçüde düz bir çizgi. Çörekköy, 5 nci maddede belirtilen
Komisyonca, nüfusunun (halkının) çoğunluğunun Türk yada Rum olarak kabul edileceğine göre
Türkiye'ye yada Yunanistan'a verilecektir; 1 Ekim 1922’ den sonra bu köye göç
etmiş olanlar hesaba katılmayacaklardır. Buradan Ege Denizi'ne kadar Meriç'in
akım yolu.
MADDE 3
Akdeniz'den İran sınırına kadar,
Türkiye'nin sınırı aşağıdaki gibi saptanmıştır:
1.
Suriye ile 20 Ekim 1921 tarihli Türk-Fransız Antlaşmasının 8 nci maddesiyle
saptanmış olan sınır.
(3. Madde’nin aşağıdaki ikinci bölümüne ilk görüşmelerde
karar verilmemişti, zaten ikinci görüşmelerde de aşağıda görüleceği gibi burası
hakkında nihai bir hüküm çıkmamış, İngiltere ile Türkiye‘ nin bu problemi ancak
1926’ da iki ülke arasında yapılan yeni bir antlaşma ile çözüme
kavuşturulmuştur.)
2. Irak
ile Türkiye ile Irak arasındaki sınır, işbu Antlaşmanın yürürlüğe girişinden
başlayarak dokuz aylık bir süre içinde Türkiye ile İngiltere arasında dostça
bir çözüm yoluyla saptanacaktır. Öngörülen süre içinde iki Hükümet arasında bir
anlaşmaya varılamazsa, anlaşmazlık Milletler Cemiyeti Meclisine götürülecektir.
Sınır
çizgisi konusunda alınacak kararı beklerken, Türk ve İngiliz Hükümetleri, kesin
geleceği [kaderi] bu karara bağlı olan toprakların şimdiki durumunda herhangi
bir değişiklik yapacak nitelikte hiç bir askeri ya da başka bir harekette
bulunmamayı karşılıklı olarak yükümlenirler.
MADDE 12
İmroz (Imbros) adası ile Bozcaada
(Tenedos) ve Tavşan adaları (Iles aux Lapins) dışında, Doğu Akdeniz adaları ve
özellikle Limmi (Lemnos), Semadirek
(Semendirek, Samothrace), Midilli (MitylYne), Sakız (Chio), Sisam (Samos)
ve Nikarya (Nicaria) adaları üzerinde Yunan egemenliği konusunda 17/30 Mayıs
1913 tarihli Londra Antlaşmasının 5nci ve 1/14 Kasım 1913 tarihli Atina
Antlaşmasının 15nci Maddeleri hükümleri uyarınca alınan ve 13 Şubat 1914
tarihinde Yunan Hükümetine bildirilen karar, bu Antlaşmanın İtalya'nın
egemenliği altına konulan ve 15nci Maddede belirtilen adalara ilişkin hükümleri
saklı kalmak üzere doğrulanmıştır. İşbu Antlaşmada aykırı bir hüküm
bulunmadıkça, Asya kıyısından 3 milden az bir uzaklıkta bulunan adalar, Türk
egemenliği altında kalacaktır.
MADDE 13
Barışın sürekli olmasını sağlamak
amacıyla, Yunan Hükümeti, Midilli, Sakız, Sisam ve Nikarya adalarında,
aşağıdaki tedbirlere uymayı yükümlenir:
1. Bu
adalarda hiç bir deniz üssü kurulmayacak, hiç bir istihkam yapılmayacaktır.
2. Yunan
askeri uçaklarının Anadolu kıyısı toprakları üstünde uçmaları yasak olacaktır.
Buna karşılık, Türk Hükümeti de askeri uçaklarının bu adalar üstünde uçmalarını yasaklayacaktır.
3. Bu
adalarda, Yunan askeri kuvvetleri, askerlik hizmetine çağrılmış ve bulundukları
yerde eğitilebilecek normal asker sayısında çok olmayacağı gibi jandarma ve
polis kuvvetleri de bütün Yunan ülkesindeki jandarma ve polis kuvvetlerine
orantılı bir sayıda kalacaktır.
MADDE 15
Türkiye,
aşağıda sayılan adalar üzerindeki bütün haklarından ve sıfatlarından İtalya
yararına vazgeçer.
Bugünkü durumda İtalya'nın işgali altında bulunan
Stampalia (Astropolia), Rodos (Rhodes, Rhodos), Kalki (Calki, Khalki),
Skarpanto (Scarpanto), Kazos (Casos, Casso), Piskopis (Piscopis, Tilos),
Miziroz (Misiros, Nisyros), Kalimnos (Calimnos, Kalymnos), Leros, Patmos,
Lipsos (Lipso), Simi (Symi) ve İstanköy (Cos, Kos), adaları ile bunlara bağlı
adacıklar ve Meis (Castellorizo) adası
MADDE 23
Bağıtlı Yüksek Taraflar, Boğazlar
rejimine ilişkin bugünkü tarihle
yapılmış olan Sözleşmede öngörüldüğü üzere Çanakkale Boğazı'nda, Marmara
Denizi'nde ve Karadeniz Boğazı'nda, denizden ve havadan, barış zamanında olduğu
gibi savaş zamanında da, geçiş ve gidiş-geliş (ulaşım) serbestliği ilkesini
kabul ve ilan etmekte görüş birliğine varmışlardır. [Boğazlar rejimine ilişkin
olarak bugünkü tarihle yapılmış] bu Sözleşme, Yüksek Taraflar bakımından, sanki
bu antlaşmanın içindeymiş gibi, aynı güç ve değerde olacaktır.
(Yukarıda adı geçen Lozan Boğazlar Sözleşmesi’nde boğazlardan
geçiş üç ayrı döneme ayrılıyordu. Bunlar Barış dönemi, Türkiye’nin tarafsız
olduğu savaş dönemi ve Türkiye’nin taraf olduğu savaş dönemi. Sözleşmede
dönemlere göre kurallar ve bu kuralların geçerliliğini sağlayan milletlerarası
bir kuruluş yer alıyordu.Boğazların iki yakasının askersizleştirilmesi ve
milletlerarası bir denetim kurulunun varlığı gibi kararlar 1936’ da imzalanan
Montrö (Montreux) Sözleşmesi ile Türkiye lehine değiştirildi.)
MADDE 142
Yunan ve Türk halklarinin mübadelesine
iliskin olarak, Yunanistan ile Türkiye arasında 30 Ocak 1923 de yapilmis olan
özel Sözlesme, söz konusu iki Yüksek Taraf arasında, işbu Antlaşmanın
içindeymiş gibi, ayni güç ve degerde olacaktir.
(Bu madde 30 Ocak 1923’te imza edilmiş olan Lozan Ahali
Mübadelesi Sözleşmesi’nin diğer adıyla Türk Ve Rum Ahalinin Mübadelesine Dair
Mukavelename Ve Protokol’ un Lozan Barış Antlaşması’ nda aynen kabul edildiği
anlamına gelir. Bu Ahali Mübadelesi’ nde İstanbuldaki Rumlar ve Bükreş
Antlaşmasının öngördüğü sınırların batısında kalan Türkler dışındaki Rumlar ve
Türkler karşılıklı olarak değiştirileceklerdi.)
Bu ilk
görüşmeler İtilaf Devletleri’nin Sevr Antlaşmasını baz alacak şekilde bir
antlaşma hazırlama çabaları sonunda oluşan tartışmalarından dolayı kesildi (4
Şubat 1923). Bunun üzerine Büyük Millet Meclisi’nin yetkili heyeti Ankara’ya
döndü ve çıkabilecek olası bir savaşa karşı hazırlanıldı.
0 Yorum "Lozan Toplantıların İlk Bölümü"